Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu aynı yerleri suçladı.
Türkiye garip bir ülke. Devlet aleyhine işlenmiş suçlarla ilgili bir belge basına sızar, hemen "bunu kim sızdırdı?" diye aramaya başlarlar. Kimse bu suçu kim işledi? diye sormaz. Ya da bu suçu işleyenleri cezalandırmaya teşebbüs etmez.
Son zamanlarda bir kaset furyası var. Önce CHP lideri bir kaset ile devrildi, yerine Kemal Efendi genel başkan oldu. Kasetin başrolündeki Deniz Başkal hemen hükümete yüklendi. Hatta isim vererek Recep Tayyip Erdoğan yaptı dedi. Ancak; Sonradan ortaya çıktı ki tezgahı kuranlar başkaları. Gerçek ortaya çıktıktan sonra beklenen haksız suçlamalara maruz kalan hükümet ve sayın Erdoğan' dan özür dilenmesi idi. Çamur attıktan sonra temizleme ihtiyacı duymadılar. Bilakis kendisine tezgahı kuranlarla kucak kucağa yaşamaya devam ediyorlar.
Şimdide MHP' nin üst yönetimindeki kişilerin kasetleri yayınlanmaya devam ediyor. Suçlanan merci yine hükümet. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP gibi yapmadı. Hükümetin yanında, okyanus ötesi diye Fethullah Gülen' i kasdederek hedef tahtasına koydu. O da CHP liler gibi nasıl böyle bir ahlaksızlık yapılır? diye sormuyorlar. Milletin namusunu korumaya talip olanlar namussuzluğun daniskasını yapıyorlar. Evli oldukları yetmiyormuş gibi değişik kadınlarla defalarca beraber oluyorlar. Kendi savundukları ülkülerin sahte olduğunu kendileri söyleyip, milletle dalga geçiyorlar.
Bahçeli çıkıp ahlaksızlıklarına ağıt yaksa idi millet alnından öperdi. Kaseti yayınlayanların yaptığı kabul edilebilir değil. Yapanların ise yüzlerine bakılacak hal yok. Bu millet bunları görüyor. Halen milleti aptal yerine koyuyorlar.
Bahçeli, kendi parti yöneticilerinin uçkurlarını hükümete verdi ki hesabı da hükümetten soruyor.


